Yargı Kararları
Hizmet tespiti davasında, sigortalının işyerinde imzaladığı sözleşmelerin varlığı yeterli olmayıp fiilen ve gerçek anlamda çalışıldığının tanık beyanları ve diğer delillerle ispat edilmesi gerekir.
5510 sayılı Kanun kapsamında açılan hizmet tespiti davasında, futbolcu olarak çalıştığı iddia edilen sürelere ilişkin sözleşmelerin bulunması tek başına yeterli görülmeyip, dosyadaki tanık beyanları ve diğer delillerle fiili çalışmanın ispatlanması hâlinde talebin kabulü usul ve kanuna uygundur.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/19195, K. 2026/6357, 06.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/19195
- Karar
- 2026/6357
- Tarih
- 06.05.2026
İlgili mevzuat
- 6100 sayılı Kanun m. 370
- 6100 sayılı Kanun m. 371
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/280 E., 2025/1273 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/497 E., 2024/412 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Kulübü işyerinde futbolcu olarak 13.12.2012-28.04.2016 tarihleri arası Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirilen sigortalı hizmetlerinin tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili kulüpte 10.09.2014-31.01.2016 tarihleri arası fiili olarak çalıştığını, bu sürenin sigortalı hizmetlerinin Kuruma bildirildiğini, davacının, müvekkili kulüp ile imzaladığı sözleşmeleri ileri sürerek çalıştığını iddia etmekte olduğunu ancak 13.12.2012-03.08.2014 tarihleri arasında davacı öğrenci olduğundan bir çalışmasının olmasının söz konusu olmadığını, ayrıca, davacının 03.08.1996 doğumlu olup, 18 yaşından önceki sürelerde bir çalışması olsa dahi bu hizmetleri emeklilikte dikkate alınmadığından davacı açısından bir hukuki yararı bulunmadığını, davacı ile sözleşmeler imzalanmış olsa dahi fiili çalışma olmadan sigortalı hizmete hak kazanmasının mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
2.Feri müdahil cevap dilekçesinde özetle; Kurumun davaya feri müdahil olarak katılmasını talep ettiklerini, davanın beş yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının 10.09.2014-31.01.2016 tarihleri arası sigortalı hizmetleri Kuruma bildirildiğini, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verildi.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olarak eksik inceleme sonucu verildiğini, Mahkemece hüküm kurulurken dosyada yazılı delil mevcudiyeti aranmadan istinaf bozma kararından önce ve sonrasında dinlenen tanık beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, davanın hukuki menfaat yokluğundan reddi gerektiğini, sigortalılığın tespiti yönünde hizmet akdine dayalı olarak eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı gerektiğini, davanın 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
İşe iade davasını kazanan işçinin, işe başlatılmama nedeniyle boşta geçen süreye ilişkin olarak işveren aleyhine ayrıca hizmet tespiti davası açması mümkün değildir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/19403 · K: 2026/6171 · T: 04.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Şirket temsilcisinin prim borçlarından dolayı ödeme emri ile takibinde, sorumluluk temsil ve ilzama yetkili olduğu döneme özgülenmeli, idari para cezaları cezaların şahsiliği ilkesi gereği dışlanmalı ve ay ay hesaplama yapılmalıdır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/17029 · K: 2026/5346 · T: 22.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Limited şirket ortağı ve müdürü, yalnızca ortaklık ve müdürlük sıfatının devam ettiği döneme ait prim borçlarından sorumlu olup, bu borçlara ilişkin ödeme emrine karşı açılan iptal davası 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesindeki süre ve zamanaşımı kurallarına tabidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/15998 · K: 2026/5328 · T: 22.04.2026