Yargı Kararları
5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülen bir aylık itiraz ve dava açma süresi hak düşürücü süre niteliğinde olup, bu sürenin geçirilmesi Kurum alacağını kesinleştirmekle birlikte açılan davanın esasının incelenmesine engel bir dava şartı teşkil etmez.
5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi uyarınca Kurumun re'sen tespit ettiği prim borcuna karşı bir ay içinde itiraz edilmemesi veya itirazın reddi üzerine bir ay içinde dava açılmaması hâlinde borç kesinleşir; ancak davacı işverenin prim teşvikinin iptali ve buna dayalı ek prim tahakkukunun iptalini talep etmekte hukuki yararı bulunduğundan, mahkemece hangi teşvik türünün hangi dönemler için iptal edildiği ve tutarların yerinde olup olmadığı araştırılarak işin esasına girilmesi gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/6906, K. 2026/6250, 05.05.2026
- Mahkeme
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
- Esas
- 2025/6906
- Karar
- 2026/6250
- Tarih
- 05.05.2026
İlgili mevzuat
- 5510 sayılı Kanun m. 86
- 5510 sayılı Kanun m. 88
- 5510 sayılı Kanun m. 89
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2057 E., 2025/65 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/342 E., 2022/516 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31.12.2021 tarihli denetim raporuna istinaden iş yerinde kayıt dışı işçi çalıştırıldığı tespit edildiği ve re sen yapılan tahakkuk sonucu 61.360,85 TL asıl borç ve 12.644,96 gecikme zammı olmak üzere 74.005,81 TL borç oluştuğu, 2020 yılında asgari ücret desteğinden yararlanması yasaklanmış olup, bu işlem sonucunda 6.402,50 TL borç aslı ve 2.325,77 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 8.728,27 TL borç oluştuğu, 2022/01 dönemine teşvik yasağı uygulandığı, yazıya itirazlarının üzerine komisyonca yapılan inceleme neticesinde itirazlarının reddedildiği, davacı şirketin pandemi döneminde KÇÖ ödeneğinden faydalandığı, buna ek olarak çalışan işçilere ödemelerin yetersiz oluşu nedeniyle çalışanların mağdur olmaması için yardımda bulunmak istediği ve şirket sahibince şirket muhasebesi dışında şahıs olarak yardımda bulunulduğu iddiasıyla söz konusu Kurum kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasını 01.08.2022 tarihinde açmış olduğu, davacı tarafından açılan bu davanın süresinin 30 gün içerisinde açılmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; dosyaya ibraz edilen belgelerden, davacının ... ... Gıda San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. olarak işlem gören işyeri ile ilgili düzenlenen 31.12.2021 tarih ve 20121/403821/İR/92 sayılı denetim raporuna istinaden düzenlenen prim borçlarının iptali için ... SGM Prim Tahakkuk İtraz Komisyonuna 14.06.2022 tarihinde itiraz dilekçesi verdiği, Prim Tahakkuk İtraz Komisyonunun 22.06.2022 tarih ve 47771979 sayılı kararı ile davacının itirazının reddine karar vererek, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili İş Mahkemesine itiraz ve dava açma hakkının olduğunu belirttiği, anılan red kararının davacıya 29.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, 30 günlük dava açma süresinin 29.07.2022 tarihinde dolduğu, davanın ise 01.08.2022 tarihinde açıldığı, hak düşürücü süre öncelikle incelenmesi gereken konulardan olup, davanın esasına girilmesine engel teşkil ettiği, davanın hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın ödeme emrinin iptali niteliğinde olup adli tatilde görülmeyecek işlerden sayıldığı, dava açma süresinin son gününün adli tatile denk gelmesi sebebiyle HMK'nın 104. maddesi uyarınca sürenin uzaması gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurumca sigortasız işçi çalıştırıldığı gerekçesiyle ek prim ve hizmet bildirgelerinin verilmesi ve tahakkuk ettirilecek prim tutarının gecikme zammı ile birlikte ödenmesine dair Kurum işlemi ile bu işleme dayalı olarak prim teşvikinin iptal edilmesi nedeniyle tahakkuk ettirilen prim borcuna dair Kurum işlemlerinin iptaline ilişkindir.
1.31.12.2021 tarihli inceleme raporu ile bir grup işçinin davacıya ait işyerinde çalışırken 20 20... , 5 ve 6. aylara ilişkin çalışmalarının eksik bildirildiğinin tespiti üzerine, davacı işverenden söz konusu işçilerin ek aylık prim ve hizmet belgelerini (APHB) süresinde vermesinin istendiği ve ek prim tahakkuk ettirildiği; söz konusu ek tahakkuk nedeniyle de bu defa 2022/1. dönem için uygulanan prim teşvikinin iptal edildiği ve bu nedenle söz konusu döneme ilişkin teşvikten kaynaklı borç tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
2.Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi olup, anılan maddede: "Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya iş yeri kayıtlarından yapılan tespitlerden, ya da kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı anlaşılan sigortalılara ait olup, bu Kanun uyarınca Kuruma verilmesi gereken belgelerin yapılan tebligata rağmen bir ay içinde verilmemesi veya noksan verilmesi halinde, bu belgeler Kurumca re’sen düzenlenir ve muhteviyatı sigorta primleri Kurumca tespit edilerek işverene tebliğ edilir. İşveren, bu maddeye göre tebliğ edilen prim borcuna karşı tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde, ilgili Kurum ünitesine itiraz edebilir. İtiraz, takibi durdurur. İtirazın reddi halinde, işveren kararın tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde yetkili iş mahkemesine başvurabilir. Yetkili mahkemeye başvurulması, prim borcunun takip ve tahsilini durdurmaz. Mahkemenin Kurum lehine karar vermesi halinde, 88. ve 89. maddelerin prim borcuna ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü öngörülmüştür.
3.5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülmüş olan bir aylık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, Kurum işleminin tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde itiraz edilmemesi halinde, Kurumun işleminin ve dolayısıyla borcun kesinleştiğinin kabulü gerekir. Anılan yasa hükmünde belirlenen prosedürün varlığı ve yasal sürelerin geçmesi halinde davalı Kurum alacağının kesinleştiğinin kabulü zorunlu olmakla birlikte, bu hususun dava şartı olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.
4.5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde öngörülmüş olan bir aylık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup, Kurum işleminin tebliğinden itibaren bir aylık süre içinde itiraz edilmemesi halinde, Kurumun işleminin ve dolayısıyla borcun kesinleştiğinin kabulü gerekir. Anılan kanun hükmünde belirlenen prosedürün varlığı ve yasal sürelerin geçmesi halinde davalı Kurum alacağının kesinleştiğinin kabulü zorunlu olmakla birlikte, bu hususun dava şartı olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.
5.Davaya konu somut olayda; yukarıda açıklanan prosedür kapsamında, davacının re'sen tanzim edildiği iddia edilen ek bildirge ve bordrolar nedeniyle Kurumun prim alacağının kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacının prim teşvik iptali ve ek prim borcu tahakkuk işleminin iptalini de istediği, dolayısıyla işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu nazara alınarak hangi teşvik türünün hangi dönemler için iptal edildiği, iptal edilen dönem ve tutarların yerinde olup olmadığı araştırılarak işin esasına girilip yapılacak araştırma sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
6.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu kararın başlığı ve özeti, ekibimizin karara ilişkin kısa hukuki yorumudur; Yargıtay'ın resmi ifadesi değildir. Başlığın kullanılmasından doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmez. Kararın kök kaynağı: Adalet Bakanlığı.
İlgili Yargı Kararları
- Yargı KararlarıDevamını okuyun
Kendi adına düzenlenmiş bir ödeme emri bulunmasa da, şirket ortağı sıfatıyla borç tehdidi altında bulunan kişinin açtığı iptal davası, hâkim tarafından menfi tespit davası olarak nitelendirilip esastan incelenmelidir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/17055 · K: 2026/5396 · T: 22.04.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bağ-Kur tevkifat kesinti listelerinde yer alan kişinin davacı ile aynı kişi olup olmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti için ilgili nüfus idarelerinden tüm Türkiye çapında araştırma yapılması, aidiyet iddiasında bulunanların davaya dahil edilmesi ve tanık beyanlarına başvurulması gerekir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2026/196 · K: 2026/6352 · T: 06.05.2026 - Yargı KararlarıDevamını okuyun
Bölge adliye mahkemesi kararlarında, reddedilen tazminat tutarının karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kalması hâlinde bu kısma ilişkin temyiz istemi incelenmeksizin reddedilir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E: 2025/20675 · K: 2026/8469 · T: 03.06.2026